Thursday, January 21, 2016


CAM ve GÜNEŞ

Her sigara bir bombanın fitilidir, yakar ama ne kaçar ne de kulaklarımı kapatırım. İçimde patlasın, içim parçalara ayrılsın diye dilekler tutarım sanki duman değildir dudaklarımdan kaçan, içimde tuttuğum binlerce güzel dileğin kana bulanmış binlerce Ah şeklinde dışarı kaçmasıdır, söylemek istemediğim binlerce kötü şey gibi.

Üstümü örten sadece bir müptezelin hırkası, ve bu hırkanın altında duman kokmayan ya da kullanılmamış bir şırınga bulamıyorum. Burada huzuru  bile daha önce bir müptezelin damarına mutluluk yollayan o ikinci el Alice'in tavşan deliğinden yollaman gerek hücrelerine.

Hayatın en basit sorusu ile karşı karşıya olmak insana hayatı boyunca hiç yol alamamış gibi hissetirmekten başka bir boka yaramıyor. Hayatına sıfırdan başlayan şu film kahramanları gibi olmak isterdim, tesadufi insanlarla tanışıp sembolik acılardan sonra huzura kavuşan o tiplerden.. ama bu da olmayacak diğer herşey gibi bu da o zor yönden olmak zorunda hani sadece boktan filmlerdeki kahramanların seçtiği yanlış yol gibi. Sahile taş toplamaya inipte onlarca güzel bilmem kaç milyonluk taş yığınından bir cam parçasına aşık olup ondan başka bir taş bulamamak gibi...Kabul etmeliyim bu his bazen insana devam etme hissi veriyor, bir kere mutlu olabildiysen ve bunu sadece kendin olarak yapabildiysen niye bir daha olmasın sadece bu duyguya ulaşabilmek için en dipe vurman gerekiyor. Bu da o boktan sahildeki en güzel cam parçasını tekrar bulmaktan geçiyor sanırım.

Belkide sahilde onlarca güzel, şekilli ve yaşlı taş tarlasının icinde o camı görmenin sebebi o camın buraya gelmesine sebeb olan o insana bile muhtaç olacak kadar yalnız hissetmendir. Belki de o camdiğer o bok yığını taşlardan daha keskindir buna hiç bir zaman karar veremeyeceğim. Her neyse işte sen o cam parçasısın beni tüm tabiattan koparan sahte güzellik. Ne de olsa güneş sana çarpınca dünyadaki tüm taşların canı cehenneme.


Redneck.

Sunday, July 6, 2014


Kırık Ayaklı Mustang.

Koşuyorum terli bi at gibi, silah sesinden ürkmüş kuşlar var tepemde. Atmak istiyorum sırtımdaki ölü adamı, kokmaya başladı uyuyamıyorum çürüyen ete dadanan sineklerin dansından. Hangi buluttu beni suya götürecek olan, hangi tepydi ardında evim olan? Koşuyorum terim yakıyor açık yaralarımı, tozu dumana katıyor kalp atışlarım.Durursam ölürüm elleri yularımda hala ölü geçmişin. O huzur bulduğum yeşilliğe varmam gerek hani küçücük ellerin suratımda gezdiği, tüm yabaniliğimi öldüren sevgi dolu kalbe dönmem gerek, yardım et. Bi ses ver kurtar beni bu yalnızlıktan. Tüm arkadaşlarımı bi salgın aldı yasını tutamadım hiçbirinin kulağımda kırılan ayak sesleri, burnumda barut kokusu. Ben taşımıştım o barut dolu varilleri, yardım ete bu yükten kurtulmama bi ses ver

Saturday, February 15, 2014



Güneşi lanetledin böylece Aya karşı bağırabilrsin avazın çıktığı kadar... Evet gözlerinde bir katilin gözleri var ve bundan hiçbir şüphen yok... Ne kadar kaçabilirsin yatağının altında senle büyüyen o canavardan hala farkına varmadın mı?o sensin. Seni bir korkak yapan, her adımda kalp krizi geçiriyormuşsun hissi veren yaratık o. ancak sen ölünce sana huzur verecek. Belki de bunu hızlandırmak için sürekli  kulağına ölümden bahsedecek. Seni asla kazanamayacağını bildiğin her kavgaya sokanda o. O sensin. sadece onu görmek istemediğinde kafanı sokuyorsun o içinde 3 kardeş büyütmüş battaniyenin altına. Hep kendinden korktun ve ebedi bir şekilde kendinin kazanmasından korkuyorsun bu lanetli savaşı. Bir yanın Karanlıktaki aya aşık bir tarafın masmavi gökyüzündeki o sonsuz gibi duran günese. Sadece birini seçebilecek bir yüreğe sahip değilsin. Kaybedersen o battaniyenin altında kendi bokunun içinde boğularak öleceksin. Artık o canavarı arkana almanın vakti gelmedi mi? Korkunç hikayelerini kus mavi gömlekli insanların suratına öyle bir kus ki o hikayeleri insanlık unutsun vietnamda savaşda katledilenleri. Sanane ulan vietnamdan ya da her hangi bir savaşta ölenlerden her sabah kaç şehit veriyor kalbin ? Hala onlara dua etmek yersiz değil mi? Bırak içindeki canavar halletsin bazı şeyleri.

Kendin olmak denilen yalanıda bi kenara bırak. BİRİLERİ İLK KEZ SANA İYİ BİRİSİ OLMALISIN DEDİĞİNDE İÇİNDEKİ SENİ YATAĞININ ALTINA SAKLADIN VE  O YATAĞIN ALTINDAKİ BİRAZ DAHA GÖRMEZDEN GELİRSEN İLK CİNAYETİNE KURBAN GİDECEKSİN KENDİNİN...

Wednesday, January 8, 2014


bir damla varlık, sonsuz karanlık.

Adını telaffuz edemediğim bir sokakta karışık labirentlerin taa en sonunda saçma bir evde yaşıyordum. Sekizinci gündü acayip şeyler yaşayacagımı hissetiğimde ve o tamamen yabancı şehirde de bi bok olmadığını anladığımda. Hayat sana farklı bir şeyler sunmuyor sen aynı kaldıkça. Gökyüzü her yerde mavi. İnsanların hep acelesi var. Bir gözde yansıyıp yitip gitmen bir soluktan daha kısa. Derin bir nefes aldıysan eğer yanından kaçtane hayatın akıp geçtiğini tahmin bile edemessin.
Emin olduğun bir hayatın içine giriyorsun defalarca nefes alıyorsun soluk soluğa kalıyorsun ama hala o gözlerde yansıyorsun. Bu bile bitiyor... Çünkü o gözlerin sahibi bir gece gözlerini sımsıkı kapatıp sana dair ne varsa hayatında seni orada boğuyor. Boğuluyorsun ve sonra bi bakmıssın bir vodoo bebeğinden ibaretsin. Nefes bile alamıyor, içtiğin bir bardak su okyanuslara dönüp tüm hücrelerini boğuyor sadece boğmuyor bir okyanusun içinde ne kadar canlı varsa hepsi sana saldırıyor. Bir damlayı doldurmayan varlığının kokusunu yirmibin fersah derinden alıp sana saldırıyorlar. Yıllarca seni orda beklemişler gibi. En garibi sen kendine şaşıyorsun bir zamanlar ne kadar güçlü olabildiğini düşününce daha bi zayıf düşüyorsun. Daha bi kaybediyorsun kendini. Kendinden emin yürüdüğün her yoldan korkar hale geliyorsun. Komik ne kadar da zayıfsın. Ve bunu kabul etmekten başka bir şansın yok.

Tuesday, January 7, 2014

yeteri kadar aydınlık, basit.

Biten şeylerle bitmemeyi öğrenmek gerek... Hayal ettiğin kişi değil olduğun kişiyle yola devam etmek gerek. Dünya seni değişik bir şekilde kabullenecek olsa genlerin öyle olurdu. Sönük bir yıldız bile olabilirsin galakside ama şunu garanti edebilirim ki puslu bi gecede dünyadan bir insan sana bakarak sigara içiyordur. Işığının doğru yere gitmesi diye bir şey yok yani sen kal öyle illaki göze çarpacaksın. En kötü ihtimalle karanlık bir gecede finalini öyle yapacaksın ki binlerce insan seni kayıp yerlere düşerken görecek ve bir sürü dilekler tutulacak acını herseyini alıp götürecekler. Ne uzun vadeli planlara yer var ne de uzun vadeli yaşamlara. Anlık olmayı bileceksin. İnsanlarla konuşup sıradan olacaksın. Hayatı basit olmaya zorluyacaksın sen  basit olmuyorsan hayat basit olmalı. Bunun bir yolu olmalı. Soruları sen olarak cevaplamalısın sorunları sen olarak göğüslemelisin. Güçlü olmak zorunda değilsin. Her zayıf doğa da yem değildir. Bir kediyi severken onun sana yanaşmasını aç olduğu için yanıma geldi diye düşünmeyeceksin. Kedilere bile gülümseyebilecek kadar gözlein aç olacak bir kedinin suratına kapıyı kapatırken bile yüreğin burkulacak. Ama şunu bilşerek kapatacaksın kapıyı onu evime alamam ama onu sadece varolduğu için sevebileceğini bileceksin.

Karanlık bir gecede ışığın altına sığınıcaksın ta ki ışık sen oluncaya kadar. Bir dahaki karanlık gecelerde o ışığa ihtyc duymayacaksın çünkü artık bileceksin ki: Ya hiç bir ışık yeteri kadar aydınlık değil. Ya da o ışığın zaten sen olduğunu öğreneceksin.

Sunday, January 5, 2014

basit olamayacak kadar aciz

Selam, Mağarama gölgesi vuran insanlar!

Kimseyi bir yere götürmez burada yazılanlar. Beni bir yere götürmediğine göre düüşündüklerim okuyanlarıda götürmez bir yere. İçimde bitmeyen yollardan bahsetmek için yazıyorum buraya belki etrafımda konuşacak insan olmadığından ya da ben kimseyle konuşamadığımdan. Ehlileşmeyen düşüncelerime yön vermeye çalışmaktan bıktım usandım artrık.
Aldığım kararları uygulamamaktan zamana, çağa insanlığa suç atmaktan düşünmekten korkar oldum. Ben sadece basit bir hayat istiyorum. Sabah çiği düşmüş çimlerde uyanmak istiyorum. uçsuz bucaksız yollarda bir karınca gibi ağır ağır ilerlemek istiyorum. Kendim olabilmek istiyorum ne zaman istediğim bişeyleri hayata geçirmeye çalışsam kendimden uzaklaşıyorum. Gücümü yitiriyorum.
Neyse boşverin bunları şimdi daha organize düşünebildiğim bir zamanda güzei şeyler yazarım.

sevgiler.